Kitaplar



Beraber ve Solo Ölümler




Kedilerin gözlerini ve mavi kirpiklerini görebilen Halim Yazıcı’nın bir Ege/Akdeniz duyarlılığı taşıdığı doğrudur.

Ama bu hiçbir zaman bir mikro milliyetçilik değildir. Madem ki yaşadığını yazar şair; iliklerine sinmiş olan bu “zeytin ve incir ağaçlarının ülkesi” elbette şiirine yansıyacaktır.

Bu yüzden onun gizli melekleri zeytinliklerdir. Ve “bu yüzden bergama’da doğar dolunay”. “çünkü küçük bir kızın topuklarıdır akdeniz.” Halim Yazıcı okumak, her şeye daha dikkatli ve özenle bakmamızı sağlıyor. Kuşlara, böceklere, ağaçlara, kaldırımlara, kedilere ve ölü kelebeklerin dansına, kar sesine artık Halim Yazıcı okumadan önceki gibi bakamayız. Dünya daha bir evimizdir artık, odamızın tavanı gökyüzüdür ve deniz bundan böyle yalnızca bencil yazlığımız olmayacaktır.

Onur Çalı.









Beyaz Caz Sokağı -1


Türkçenin Gerçek Ustası

Bu çocuk bence şair doğanlardan.Yoksa bu imge bolluğu nerden gelirdi?

Onu okurken "Dalgacı Mahmut'u anımsadım.Orhan Veli,sanki Halim'i yazmış.

"İpekTin'in açılış şiiri,"Savaşta ölen çoçuklar"olağanüstüdür.

Ataol BEHRAMOĞLU.



Beyaz Caz Sokağı-1 ,Yasakmeyve, 2014





Beyaz Caz Sokağı -2


"Alev Kanatlı Rüzgâr"

"Halim Yazıcı'nın şiiri yumuşak, sıcak, içten; şiirindeki ses de öyle ve etkileyici;

çocuğumsu, her sözcükten bal devşiren "alev kanatlı rüzgâr"dır.

onun esip gürlemeden yazdığı şiir. Şiirin yalınlığının kendi içindeki imge

coşkusunun üstesinden her şairim diyen gelemez. Ustalaşmak gerekir."

Gültekin EMRE.



Beyaz Caz Sokağı-2 ,Yasakmeyve, 2014





Avluda Kuş Sesleri


Aze'me

dağlardan uçurtma

uçurtmalardan güvercin

güvercinden sen

senden aşk yaptım.



Avluda Kuş Sesleri ,CazKedisi Kitap, 2013





Kuş Oyunları


Ateş Oyuncağı

ey komutanlar söyler misiniz

neden hep çocukları görür kör mermileriniz

yoksa sizin de mi yarasalar gibi

kör oldu gözleriniz?



Kuş Oyunları ,Top Kitap, 2013



Küçük Taşlar İklimi


… Bir yanıyla ucu açık şiirler yazıyor Yazıcı. Ucu uca eklendiği

"kimseden habersiz / kimseciklerden // masal olup gitsem" (s:47) nahifliğinde 'ölüm' düşüncesini hafifleten son yolculuğun sahibine nereye gideceğini sorarsanız, yine doğanın kucağını gösterecektir size: "ben gidiyorum incirler ülkesine bırakıp kırlangıç sürüsünü aklında beni düşünme" (s:12)

Yani "antik masallar, aydan dedeler" ülkesine!..

Küçük Taşlar İklimi hiç bitmeyecek bence!.. Çünkü o bir gönül iklimi. Geride ılık bir cıvıltı kalacak pencerenizde. Yapraklarını dökmeyen imgelerle…





Ahmet GÜNBAŞ

Küçük Taşlar İklimi, CazKedisi Kitap, 2013





Küçük Bir Harf


Son bir gözlem: Bu yalın örnek, en olağan anlatım biçimleriyle de şiir yazılabileceğini göstermiştir. İçeriğinde bir dizi mantık oyunlarından söz edilse de (ki bunu yukarda gösterdik), dilbilgisel kuruluş tam olarak ölçütsel (normatif): Sözcükler, taşıdıkları temel anlamlarıyla, yerli yerinde kullanılmıştır. Öyle ki, biçem yoluna da başvurulmuş değil. Örneğin, "bir küçük harf" denilseydi, anlatım daha coşumlu (lirik) olabilirdi. Şiirin zorunlu olarak biçeme dayanmadığını da gösteren bir örnektir bu kitabın adı.
Barthes'ın dediği gibi, çağdaş şiir yazının sıfır düzeyinden başlar, Bu yazıyı bitirmeden önce, bütün (inceleyici) çıkarcılığımdan soyutlanarak, önyargısız bir okur iştahıyla, bir kez daha, doya doya okudum kitaptaki şiirleri. Bir kez daha gördüm ki, şiir toplumunun en ayrıcalıklı kesimi, okurlardır. Şiirin tadını onlara sorun: Ne eleştirmenlere, ne de ozanlara…



Mehmet YALÇIN

Küçük Bir Harf, CazKedisi Kitap, 2011





Körfez Vapurları


güvertede/ayak izleri martıların/ayrılıkların izleri/vapurlara gömün beni /her ses sessizliktir. büyür/iç denizinde ölümün/müziğe gömün beni! Ama bir yazar-edebiyatçı, kendince bir duyarlılıkla yaklaşır kentine. Çevresine gönül gözüyle bakar. Kendisini değişik insanların yerine koyar, onların yüreğiyle de hissetmeye çalılır, öylece yazar…

Yazar yazdığı zaman, birçok kimse o yazıda kendini bulur. Kendisinden önce yazılmış olanları da anımsamak ister…

Heyamola Yayınlarız

Körfez Vapurları, Heyamola Yayınları, 2011





AşkHâlim


Bir şair, kendi şiirinin enlemini boylamını nasıl ortaya koyarsa Halim yazıcı da şu son otuz yıl içinde kendi poetikasını örüntülerken, bir kabıma bunu oluşturan ana damarlarını açımlıyor bize, çözgüsünü ele veriyor şiirin. Türküyle, cazı, aşkla bağlılığı, vatanla dağları, deliceleri birbirine harmanlarken Yazıcı, şiirleri aracılığıyla sağanaklardan geçip sunaklara ulaşarak, narin zeytinliklerden zeybeklere vararak, daracık sokaklardan denizlere açılarak nefes alıyor, sonra da bu sırılsıklam şiirlerle gün yüzüne çıkmanın ipuçlarını döşüyor bir bakıma.

Bütün bunarın ardından insan düşünmeden edemiyor, otuz yıldır kendi kozasını ören bir şairin tutukluluk hali, onun bu kozayı daha bir tutkuyla örmesine dönülmeyecek midir?

Öyleyse "aşkhâlim"den vira bismillah "tutukluhâlim"e…

M.Sadık ASLANKARA

Aşkhâlim, Şiirden Yayıncılık, 2009



İpek Tin


Bu çocuk bence şair doğmuşlardan. Yoksa bu imge bolluğu nereden gelirdi? Onu okurken "Dalgacı Mehmut"u anımsadım. Orhan Veli sanki Halim'i yazmış. O, yırtılmış bulutları dikiyordu aklımda yanlış kalmadıysa. Bu vita tenekesinden hayallerine sarmaşık gülleri dikiyor. Sanırsınız kısa pantolonundan henüz çıkmamış bir çocuk. Elinde sapanla imge avlıyor. Oltayı çocukluğuna atmış, oradan durmaksızın imgeler çekiyor. Gülün ömrüne, balığın puluna kafayı takmış. Bir de çocuklara. "İpekTin"in açılış şiiri, "Savaşta Ölen Çocuklar" olağanüstüdür.

"çocuk mermisi diye bir mermi yok ki"

Karşımızda böyle bir şair var. Ve o çocuk babasına sesleniyor:

"şiiri durdurma baba burnum kanıyor beni merak etme kan durur"



Ataol BEHRAMOĞLU

İpekTin, Şiirden Yayınları, 2008



Deliceler Aşkına(Azeri Türkçesi)



Deliceler Aşkına¹, Halim Yazıcı'nın altıncı kitabı. Hüznünü aşkta, doğada, devrimci, mücadelesinde ve içinde yaşamış şair. Kitabına adını veren "deliceler", aşılanmamış zeytin anlamına gelmekte. Yabani zeytin de deniliyor. Yabaninin asi bir ruhu vardır içinde, yabancıdır her şeye ve kuralsızdır. Halim Yazıcı'nın dizelerinde deliceler, bir haykırışı anlatıyor, yeni bir çağrı yapıyor, renk cümbüşü olan sığırcık kuşlarına. Hangi renk ve hangi ten olduğu önemli değil. Kuralsızca öten kuşlara sesleniyor. Sadece kuşlara mı? Tüm doğaya ve kendine yabancılaşan insanoğluna; yabani zeytinlerin asi ruhuna sığınarak."deliceler aşkına"(s.17).

"Size sesleniyorum hey /dünyanın bütün sığırcıkları / birleşiniz yeniden / çıkın yollara/ Yenilin bir daha / deliceler aşkına! / kurşun sesleri, duvar yazıları / parmak izleri / kaos, ölüm günleri" (s.17)

Emel MARŞAN

Deliceler Aşkına, Şiirden Yayıncılık, 2007



Deliceler Aşkına


Şair, aslında, zor bir işe sıvanmış. Dingin bir dili kurmanın zorluğunun farkında. Şiirlerinin birçoğunda, değindiğimiz özellikleri şiirlerin yapısına yedirmiş. Bazılarındaysa zorlanmış. Duygular ya karışmış, ya da yer yer aynılaşmış. Kent kaosunun çoğu kez dışında kalmış. Dağlarda ve su kenarlarında gezinmiş. Nefis aşk şiirleri çıkarmış bu duygusal gezintilerinin sonunda. 'Suyun Ölüm Kalanları' bu noktada Yazıcı'nın nefis bir şiiri: Islak saçlarıyla kumrular/ mavi dünyalardan rüyaları// doldurup ceplerine/ yelkenler açıyordu yeni denizlere Şiirin bu kesiti bile, şairin değindiğimiz özelliklerini bir ölçüde işaretliyor.Söz ettiğimiz renklerden 'mavi' var bu şiirde. Kitapta gezinen, uçuşan 'kuş' çeşitlerinden 'kumrular'a rastlanıyor.

Bunlar etkili birer sembol olarak kitabın çoğu şiirinde var.



Orhan KAHYAOĞLU

Deliceler Aşkına, Şiirden Yayınları, 2007



Âşıkhava Sineması


"Âşıkhava Sineması" (Halim yazıcı, Yom Yayınları): Halim Yazıcı çok sık kitap yayımlayan biri değil. 23 yılda beşinci kitabı bu. O da gürültüden medet ummayanlardan. Fısıltıyla olmasa bile alçak sesle konuşanlardan. 1940'lar şiirinin izini sürüyor. O Yalınlığı korumaya çalışıyor. Belki bu yüzden, ilk okuyuşta çarpmıyor okuru;ama okudukça ortaya çıkıyor, zenginleşiyor.



Ülkü TAMER

Âşıkhava Sineması, Yom Yayınları, 2005





Beyaz Atların Yelesinde


Halim, yüzünde hep derin bir anlam vermeye çalışan, ama yaramazlığı ve yerinde durmazlığı gözlerindeki çalkantılardan okunan kocaman bir çocuktur! "Jazzzz" diye yanmış yüreğinde en geniş yeri hep şiir tutar. Halim Yazıcı'nın şiiri, alışılmışın izini sürmekten özenle kaçınan, uzakların yalnızlığını seçmeyi yeğleyen, bu nedenle tenha kırlardaki karların üzerindeki seyrek ayak izlerini andıran uçuk beneklerle bezeli bir şiirdir.

O, "Jazz"ı yaşamakta, yaşatmaktadır. "Jazz"ın nasıl kurallarla başı hoş değilse, Halim Yazıcı'nın şiiri de öyledir. Onun şiiri, kimi zaman, coşkuların, umulmadık duyguların seline kapılıp olmadık bir yöne doğru kayıp gidebilir; tıpkı "jazz" gibi. İçinizdeki bir melodi gibi usulca kımıldaması ve "Beyaz Atların Yelesinde" gelmesi bundandır.



Hüseyin Yurttaş

Beyaz Atların Yelesinde, Etki Yayınları, 1997



Aşk Cazdır

"hijazz, aşk cazdır, foçablues, ella fitzgerald, jazz dinliyorum, bir çingene için blues" aşk c'azdır! diyen şairin sesine sinen şiirlerden bazıları. Caz yalnızca aşka değil, hayata ve şiire de sinmiştir Halim Yazıcı'nın şiirinde. Kitabın başında yer alan Dinçer Sezgin imzalı söyleşide şöyle açıklıyor şiirinin, hayat ve caz ile olan ilişkisini şair: "Şiirimde açan akşamsefaları, yalnızca akşamları değil, ne zaman ne yapacağı belli olmayan caz sanatçıları gibi damdan düşer üstüne dizenin. Bir bakarsınız şiirim Konak'ta, Pazar günleri kristallerini saklayan işçi kızların eteklerinin altında; krizantemlerle bahara çıkarır sizi. Bu yüzden şiir yazmak bana göre değil. Aslolan yaşamak. Bana göre olan şey yaşamak. Yaşarsam yazıyorum, yaşadığımı yazıyorum. Dokunmadığım denizin şiirini yazmak, flütünün matlığını görmeden şiirini yazmak gibi Ian Anderson'ın, nefesini kendime yalan söylemek gibi."

Halim Yazıcı okumak, her şeye daha dikkatli ve özenle bakmamızı sağlıyor. Kuşlara, böceklere, ağaçlara, kaldırımlara, kedilere ve ölü kelebeklerin dansına, kar sesine artık Halim Yazıcı okumadan önceki gibi bakamayız. Dünya daha bir evimizdir artık, odamızın tavanı gökyüzüdür ve deniz bundan böyle yalnızca bencil yazlığımız olmayacaktır.



Onur ÇALI

Aşk Cazdır, Bibliotek Yayınları, 1989







Cevahir Kalbiyle Dolunay


Halim Yazıcı üslup ile kişiliğin birliği bakımından seçkin bir örnek: Zarif, yalın, sahici. Bu özelliklerinden ötürü güçlü bir şiir evreni armağan ediyor bize.



Tarık GÜNERSEL

Cevahir Kalbiyle Dolunay, Yarın Yayınları, 1984



O Güzel Narin Güzel


Halim Yazıcı, öykülenmenin, betimlemenin, beklenmedik soyutlamaların şairi. Büyük şiirlerin insanda açtığı boşluğa düşüyor insan, onu okuyunca. İnsanın yaşadığı dağınıklığın şiirini yazıyor. Bu yüzden disiplinsiz görünüyor ama onu özgün kılan da bu. Yalın ve ironik tavır, hedef koyan öge olarak beliriyor. Bu yüzden, onun çığlığı şiirlerindeki sessizlik oluyor.

Belki de arayışın su tadındaki şiirleri. Toplumsal yerini, farkeden insan kalbinin şiirleri.



Veysel ÇOLAK

O Güzel Narin Gelin, Türkiye Yazıları Yayınları, 1982



2015 Halim Yazıcı Tüm Hakları Saklıdır